acı bir kez dillendi mi, kendi kör, akıl lâl olur.
kör ve lâl, kin kardeşleridir, birbirlerinde büyütürler kinlerini.
lâl dile gelince kör susar, lâl gözüyle görür âlemi; kör görünce, lâl kapatır perdesini, kör diliyle işitir âlemi.
acı ve akıl, yitikliğin tarihini yazarlarken, kör ve lâl gibi dolaşırlar sözlüklerde.
acı yok ederken ardı ardına anlamları, akıl çaresizliğini terk eder anlam yıkıntılarına.
acı, çığlığını kazırken satır aralarına; akıl, suskunluğunu büyütür dipnotlarında.
acı, zamanın tüm kiplerinde bir kör; akıl, anlamın tüm kiplerinde bir lâl olur.
kör acı fanidir, baki olan lâl acıdır; lâl akıl bilir faniliğini, baki olan kör akıldır.
bir oyundur bu, maskeli balo misali.
lâl acı dile geldi mi, başlar oyun; fethetti mi tüm anlamları, kapanır perde, silinir makyaj kuliste.
acı yeniden biriktirmeye başlar kendini, lâl olmayı özler; akıl yeniden beklemeye başlar acının çığlığını, kör olacağını bilir yine.
bu bir oyundur ezelî ve ebedî.
sonunda lâl kalan, acı; kör kalan, akıldır hep.
Posted on 24 Temmuz 2010
0